Yağmur seni bana vermişti bugün.
Günlerden pazar ve kasvetli 24 çengel.
Sessizliğimin masum ve kırgın sebepleri çok
Kelamlardan yoksun halim umrumda değil.
İnce ve kuru bi dal parçasıda olsa mutluluk mutluluktur.
Ve kelimelerin nedenini anlatmaya yetmediği bir mutluluk vardı içimde.
Sesini duyabildiğime inanıyordum güreleyen bulutlar arasında,
O eski,o kadifemsi,ince ve huzurdan gelen.
Arada yolladığın parlak ışıkları aldım merak etme.
Yürürken yanmda olan birkaç sıradan eşya ile konuştum.
Senle tanışma şerefini yaşayabilenlere sordum...
-Bana bu yolladıkları ne anlama geliyor?
Cevap vermelerini beklediğim falan yoktu
Fakat göğüsümdeki kolye istekli duruyordu ve başladı anlatmaya.
Küçük mavi gözüne bakarak onu dinledim
Bana seni iyi tanıdığını söyledi,
Ve bildikleri benim adım atmaktan aciz yüreğimi çok yakacağından
Bunu da senin istemeyeceğini bildiğini söylerekten sustu...
Kızdım,kızardı gözlerim,ağlamak için her yolu denedim.
Ama beceremedim.
Gitmek istedim çırıl çıplak bu kentden sana ait olan herşeyi geride bırakıp.
Koşmak düşünmeden gidebildiğim yere kadar
Yada karşıma çıkan ilk terminalden o saate bir bilet alıp nereye gittiğimi umursamadan binmek.
Kolay birşey olmadığını biliyorum ama seçeneklerden en makulu oydu.
Ardından ılık bir rüzgar yetişti imdadıma ve duruldu ortalık.
Adımlarım azalarak kesildi ve sessizliği dinledim.
Önce bir çıtırtı duydum..
Ve sonra birtane daha..
Çoğalmaya başladı yavaş yavaş.
Derken büyük bir damla dudaklarıma düştü
Öpüldüğümü hissettim.
Omuzlarıma dökülen damlalarda kolların vardı gelmiştin.
Koşmaya başladım küçük çocuklar gibi her adımda heryanım senle doluyordu.
Heryer buram buram sen kokuyordun.
Dolan gözlerimi bıraktım sana karışsınlar diye,
Sonrasında sonsuza kadar sürmesini bekleyerek yarım kalan sıradanlığıma devam ettim..
Eskiden bizim olan evimize doğru tekrardan yola koyuldum.
Tıpkı melekler gibi uçtuğumu hissederk.
Birden başladığı gibi birden kesmişti yağmur kendini.
Beni terketmiştin yine ve yeniden.
Eve girdiğimde çoktan sıcak havaya karışmıştın tenimden giderek.
Yine kuru bir ben kalmıştım ortada bayat,tozlu ve dökülmeye yeni başlamış.
Bir bardak kahve aldm ve varendaya geçtim.
Mor battaniyeme sarıldım sıkıca tuhaftır ki mutluydum.
Sen bana kendini laik görmesende seni bugün bana çoktan vermişti yağmur.
Ve busefer bulutlardan gelen sesin değilde derinliklerimden gelen kısılmış sesimi duydum.
Bana titrek ve güvenden yoksun bir ses tonuyla
"Yine yağmur geliyor" diye fısıldadı..
rt